Haziran

 
 
01 Haziran 2012

Samsun Gezimiz ve Cambridge Dil Sınavı

Sabahın verdiği mahmurluğu dakikalar sonrası atabildim üzerimden. Kendime geldiğimde yolu yarılamıştık. Her kafadan bir ses yükseliyordu. Mezuniyet heyecanı içinde olan arkadaşlarım ardı ardına bu geziyi fotoğraflıyor, her anı canlı tutmak adına çabalıyordu. Birlikte yaptığımız son seyahatti bu.

Zaman ilerliyor, yollar tükeniyordu. Sınıra yaklaştıkça hava aniden değişmeye başladı. Gökyüzünden yağmur damlaları otobüsün camına vurmaya başladığında arkadan oflama sesleri duyuluyordu. Dileklerimiz gökyüzünün gülümsemesinden yanaydı. Birden mavi tabelaya ilişti gözüm. 

SAMSUN

  Evet.. Çoğu arkadaşım gibi ilk kez ziyaret ettiğim bu şehrin anlamı çok büyüktü.       Üstelik bu tarihte.

Yapılacak ilk iş midemizden gelen uyumsuz sesleri susturmaktı. Gittiğimiz kafede meşhur Samsun pidesiyle midemiz huzura erdi. Şen sesler tekrar canlanmıştı. Elimizde fotoğraf makineleri sahil boyu bir yürüyüş gerçekleştirdik. Denizden gelen kokuyu uzun zamandır duymadığımı ve ona karşı içimde bir özlemin olduğunu hissettim. Sanırım benim için tatil, deniz demekti. Bu güzel kokuyu içime çekerken, ara ara poz verip zamanın içindeki bu anı yakalamaya çalıştık.

Bu uzun yürüyüşün ardından rotamızı Gazi Müze’sine çevirdik. Ata’mızın Samsun’a geldiğinde kaldığı otel müzeye çevrilmiş. İçeriye adım attığımızda ciğerlerimize doldurduğumuz deniz havası yerini her bir köşesinde bir anının canlandırıldığı buram buram tarih kokusuna bıraktı. Büyük Önder’imizin yıllar önce kullandığı kişisel eşyaları,oturduğu koltuk, hatta yattığı yatak…Gezdiğimiz her odada yaşanılan anları imgelemiştik zihnimizde. Elimizde fotoğraf makineleri, yaşadığımız zamanın içindeki o anı gelecekte yaşatacak olan ve karşımızda asılı duran onlarca fotoğraf, yaşanılan onlarca zamanın içindeki o anların bugüne taşınmasını sağlayan… Biraz hüzün, biraz sevinç içinde ayrıldık Ata’mızın evinden.

Ardından Bandırma Vapuru’na çıkarken buldum kendimi. Ata’mızın ilk adımını gerçekleştirmek için bindiği Bandırma Vapuru’nun içindeydik. Her şeyiyle gerçeğine yakındı. Adımlarımızı atarken 1919’un 19 Mayıs’ını düşledi zihnim. Onca zorluk, onca sıkıntı, başarılı bir adam, doğru atılan bir adım ve gençlere armağan edilen bir bayram. Teşekkürler Ata’m.

Yine içimize çektiğimiz kokunun rengi değişmiş, bambaşka bir duyguya bürümüştü ruhumuzu. Gideceğimiz yeni yer Amisos Tepesi’ydi. Üstelik oraya çıkabilmemiz için bu şehre tepeden bakmamızı sağlayacak teleferiklere binmemiz gerekiyordu. Gruplara ayrılarak teleferiklere bindik, bu güzel gezimizin ilk günkü son durağına gitmek için yola koyulduk ve bu anın keyfini çıkardık. İnanılmaz bir heyecandı. Üç dakika süren bu kısa gezintiden sonra Amisos’a ulaştık. Bir taraf alabildiğine yeşil, bir taraf alabildiğine mavi. Güzel bir manzara eşliğinde seyre daldık. Biraz dinlendikten sonra otelimize varmak için oradan ayrıldık.

Ertesi gün…

Kocaman bir gülümseme ve kocaman bir günaydın ile güne başladık. Güzel bir kahvaltının ardından gideceğimiz yer Samsun Bahçeşehir Koleji’ydi. Her yıl girdiğimiz Cambridge dil sınavlarına bu yıl burada girecektik. Dil öğreniminin önemi gün geçtikçe artmakta ve bizlerde bu dili iyi öğrendiğimizi göstermek adına bu sınavdan başarılı sonuçlar almak için çalışıyoruz. Üstelik girdiğimiz bu sınav tüm dünyada geçerliliği olan bir sınav olduğu için kazandığımız her bir sertifika dil becerilerimizi ortaya dökmek adına sunacağımız birer kanıt olacaktır. Ve biz diğerlerinden bir adım önde hayata atılmış olacağız. Her bir grubun sınavı tamamlandıktan sonra güzel bir akşam yemeği yiyip gezimizi sonlandırdık. Atatürk yolunda ilerleyeceğimize ve O’na yakışır bir Türk gençliği olmak için elimizden geleni yapacağımıza söz vererek Samsun’dan ayrıldık.

Bu anlamlı ve dolu dolu geçen iki  günümüzü yaşanmışlıklar arasına gönderip, geçmiş ve gelecek arasına bağ kuracak olan fotoğrafları da zihnimizin anılar klasörüne depolayarak, yeni anları yakalamak için makinemizin belleğini boşalttık.

&
 
 
 

Paylaşın